Kapat
aşk 101 dizi incelemesi
Film&Dizi 201 0

AŞK101 DİZİ İNCELEMESİ VE ELEŞTİRİSİ

Övmeli gömmeli bir eleştiri ile yine karşınızdayım. Bugün çok sevdiğiniz Aşk101 dizisini hunharca eleştireceğim. Sizin fark etmediğiniz noktalara değinecek ve sizin yine bunlara takmadığınızı fark edeceğim.

Dizi neden kötü?

Diziyi izlerken, dizinin paralel bir evrende geçtiğini varsaymanız şart oğlu şart. Hocasıyla sevişen öğrenciyi ve okul içerisinde serbestçe alkol kullanan öğrenciyi es geçeceğim. Lakin okulu yakan bir öğrenci, nasıl olur da ceza almaz? Bırakın disiplini, “Devlet malına kasten zarar vermekten” yasal işlem başlatılabilir. Ya müdürün bundan haberi yok, ya da senarist “Yanmayalım mı Ertan?” tribinde. Neyse bu kısmı ‘Paralel Evren’ muhabbeti ile es geçelim. Peki ya müzikler? Bilmeyenler için söyleyeyim, Aşk101 dizisi 1998 yılında geçiyor. Lakin kurguda arkaya Duman şarkısı konulmuş. Yine bilmeyenler için söyleyeyim, Duman grubu 1999 yılında kuruldu. 2001 yılında çıkan Mor ve Ötesi grubunun şarkısı da aynı şekilde dizinin geçtiği yılla alakasız. Madem Doksanlar Dizisi diye bağırıyorsun, o zaman Doksanlar müziği koy arkaya. Bir de yetmezmiş gibi dizinin reklamında, “Harika doksanlar şarkıları” tarzı sloganlar kullanma. Bak kanka valla manyak olursun. Seni geçtim, bunu gören ben de manyak olurum. Neyse yaptın bir hata yanlış müzikleri seçtin, tamam eyvallah. Lan bari dakika başı arkaya müzik koyma. İki sahnede bir müzik koyuyorsun arkaya, bu da insanı diziden uzaklaştırıyor. Bunu yapma sebebini de biliyorum ben pikaçu, sen rahat ol. Tabi senaryoda adam akıllı diyalog yok, koy arkaya bir müzik geçiştir sahneyi. Böyle bir şey olabilir mi ya? Karakterler konuşamıyor, konu ilerleyemiyor. Sen beni müziğe boğuyorsun. Derdin ne oğlum senin? Adam akıllı yazsana diyalogları. Dizi izlemek istiyorum ben, yerli yersiz müzik dinlemek değil.

Diyaloglar yetersiz olunca, müziğe başvurmak en kolayına kaçmaktır. Aynı diyalog sayısıyla daha güzel dizi de çekilir. Buradaki önemli husus, diyalogların hikayeye yön verebilmesinden geçer. Ya da oyuncuların müthiş doğaçlama yapması lazım ki sahneyi bir üst seviyeye taşısınlar.

DİZİNİN İYİ YANLARI YOK MU?

Dizinin alt metni çok iyi. Farklı olmanın getirdiği zorlukları ve toplum dayatmalarını gayet iyi anlatıyor. Karakterler genel hatlarıyla oturmuş vaziyette. Bu da hikayeyi derinleştirmekte ve karakter yolculuğunu anlatmakta büyük öneme sahip. Sinan karakteri buna iyi bir örnek diyebilirim. Alina Boz’un oyunculuğunu geliştirmiş olması mutluluk verici. Eskisi gibi oynadığı rolde yapmacık durmuyor. Osman karakteri önemli bir atılım. İleride bu tip karakterlere sektör itibariyle başvurulacaktır. Dizinin en iyi yanı ‘günümüz’ kısmı. Bade İşçil’in oynadığı sahneler muazzam. Diyalog kısmındaki tek yeterlilik onun oynadığı sahnelerde. Anlattıklarıyla ve oyunculuğuyla harika.

Yaptığım eleştiriler sert olsa da bunlar düzeltilebilecek unsurlar. Diyalog ve müzik olayı umarım 2.Sezonda daha oturmuş bir şekilde karşımıza çıkar. Alt metni sağlam olduğu ve hikaye sürdürülebilir olduğu için 2.Sezondan umutluyum.

Diziden alakasız olarak bir şeyler daha söylemek istiyorum. Kaliteli yapım izlemediyseniz ya da kaliteli yapımlardan haberiniz yoksa lütfen yazdıklarımı umursamayın. Ben anlaşılmayı umursayan biri değilim. Anlattığım çoğu şeyinde anlaşılmadığının farkındayım. Benim asıl olayım zaten film eleştirmek. Lakin ülkemizde film kültürü pek yok. Kaliteli çoğu filmden bir haber yaşıyoruz. Burada da sizi gereksiz yere bilgiye boğmamak adına eğlenceli bir tarzda anlatmayı uygun buldum. İleride ekonomi, tarih, felsefe gibi şeyler de anlatmayı düşünüyorum. Belki Yunan Mitolojisi ile alakalı bir şeyler de yazarım. Öneriniz ya da bir isteğiniz olursa Instagram’dan bana iletebilirsiniz. Emekli Dayı’dan şimdilik bu kadar.

Emekli Dayı

Emekli Dayı {Emekli Dayı}

Dokuz Eylül Üniversitesinde okuyorum. Sitede film/dizi eleştirmenliği yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir